Sözü Dilde Hayali Gözde Kaldı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sözü Dilde Hayali Gözde Kaldı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2011 Pazartesi

Anita Sezgener'den ''Mustafa Irgat’ın karda izindeki katlanan sadeliktir''

Mustafa Irgat’ın karda izindeki katlanan sadeliktir

ünlüleriniz bazı girsin gece soysuzlara hiç değil
vasat bulaklardan bellek devşirip önüne geviş
pis ağızlı oluk su yapış yere yok mu?
pelesenk söz aşırılmış tinden çok
şimdi partlarınızı oğuşturun gün
cam yundu çevirin ‘ırgat’ı da solo
kenara çekilinn eller cepte öyle yenik
karda izi ama gören yok
yuh LAN
şu layt şiirleriniz yeter mi sandınız sağmaya
ineği?

ıspatı bu kesiklerin sütü akınca
pat pat pat gözünüzde patlasın
pırlasın uçurum
pansuman dikişle nars yaralara
et bükülür şu cin yumağında
diyorum gelin de çevirin iki yanağınızı
sonra bir tipi
çevirin hangi dile o dilde
şıplasın peki yeryüzü
çamurda çün Irgat!ı debelensin
part sesleriniz ondan uzak
dursun! dursun
LAN!
(dediğimi)
(kim)
(duyar?)

Anita Sezgener
4.01.2009

8 Mart 2011 Salı

Le Poète raille, İzzet Yasar

İzzet Yasar'in yeni kitabi Başka Akıl Peşinde'den, Mustafa'ya

Le Poète raille

iyisi mi sen bu şiire hiç girme
sonra pişman olursun
burada allah benim
istersem zevk veririm
istersem bakışını dilerim
iki zevkli gözlerden hoşlanmam bak
sindirim sistemini fena yaparım
arzunun nesnesini çıkarttım gösteriyorum
ellerini uzat da boş kalsınlar
meşrebinle uğraşayım mı
babanın resmini yapayım mı
gözlerine sürme çekeyim mi
bozayım mı gözlerini ister misin
gırtlağına bir şey lazım mı
yutkunman bittiyse rahat dur
oturma yerini aynanın karşısına yerleştir
önce küçük kesiklere ne dersin
kretuar sesinden huylanır mısın
kanırtılmaktan hoşlanır mısın
balık gibi kıvranır mısın
bak nasıl şey oluyor
dur biraz da öbür taraftan bakalım
mühim değil azıcık kanıyor
hadi çık yeter sana bu kadar
biraz kendi kendime eğleneyim
mısralarımın arasından zarganalar geçireyim
imgelerimi üzüm gibi midillili kızlara ezdireyim
sular idaresinin oraya bir mustafa ırgat heykeli dikeyim
çeşmeli olsun çocuk gözyaşı aksın

İzzet Yasar

24 Şubat 2010 Çarşamba

Ahmet Güntan'ın Mustafa Irgat Yazıları

Ahmet Güntan'ın İyot'taki iki yazısı:
- Benim Bildiğim Mustafa
- Kendinde-Şair Mustafa Irgat'ın Şiiri Üstüne Ek Notlar*



* Bu yazı 'değiniler'de bulunan baschibozuck.com'un ""Ece Ayhan’ın tüp şairleri" Bir Edip Cansever incisi. Mustafa Irgat ve İzzet Yasar için döktürmüştür." kelamına binaen yazılmıştır.

19 Şubat 2010 Cuma

Cahit Irgat - Oğlum Mustafa'nın Düşündüğü Şeye Bak

CAHİT IRGAT (1916)Lüleburgaz, 1916-İstanbul-5 Haziran 1971. Şiir kitapları: Bu Şehrin Çocukları (1945), Rüzgârım Konuşuyor (1947), Ortalık (1952), Irgatın Türküsü (Toplu Şiirleri, 1969).Cahit Irgat’ın şu şiirlerinde “baba” teması bulunmaktadır: “Rüzgârlarım Konuşuyor”(Irgatın Türküsü, Adam Yay., İst., 1991, 223 s., s. 74-77), “Oğlum Mustafa’nın ‘BuNe?’leri” (Age., s. 118), “Oğlum Mustafa’nın Düşündüğü Şeye Bak” (Age., s. 119).


OĞLUM MUSTAFA'NIN DÜŞÜNDÜĞÜ ŞEYE BAK

Ağlar mıyım ben de baba
Bir gün olur senin gibi?
Senin gibi kalır mıyım
Alınyazısı altında?
Taşı delip fırladığını bilirim,
Bilirim ot yediğini,
Ölmediğini bilirim,
Yaşadığını bilirim,
Dünyanın acı hali tatlılaşmış tadında.
Sen kendi derdinde değilsin baba
Ne de güzel sıçradı yeşil kurbağa
Ne güzelde demiş şair dostun Orhan Veli
Benim lokmam aslan ağzında.
-Sevin Mustafa’m sevin
Ben insanın fakiriyim
Anan Urgan
Baban Irgat
Korkma oğlum Mustafa Irgat
Bin atına, dünya senin
Dilediğin gibi oynat.

(Cevat Akkanat'ın derlendiği "baba, bu kitap sana"dan, sf.52)

18 Şubat 2010 Perşembe

Haydar Ergülen - Kardeşlik


KARDEŞLİK
                                -Kardeşim Seyhan'a-

Babam bir pazar günüydü eskiden, yağmur
yağar, evin büyük oğlu olurdu birden, ben
evini kaybetmiş oğul olurdum ona, sorardım
ona hemen: Baba hangimizin oğlusun sen?
Kardeş olurduk hemen ev büyürdü ikimizden
yok olurdu oğulda yer bulamayan babanın suçu,
yağmur çocukluğun çatısından gidince anlaşılır yokluğu
Şimdi bir başına kalan ev gibiyim gibiysem
bir başka yetim olan şiirin suçu yok bunda
ev neyse şiir odur, babadır neyse oğul da!
Kelimelerin değil seslerimizin ilk yağmurunda
ahmakıslatan sırılsıklam benzettiğinde birbirimize
unuttum bizi, bir suçu sessizce paylaşırken de
unuttuğum sırdı bu: Kardeştir babayla oğul!
Kardeştir yetimle şiir! İnsan yarısında baba,
yarısında oğul olur hayata, suç ve ceza, sus ve…
Dinle ve sus: Bir şiir suçluysa yalnızca susulur!
Mustafa Irgat ölür, eski yetim olur, kimsesiz
kelimelerden meleği bir daha geçmez olur…
Baba ölür, kardeşliği yetim bırakır oğuldan önce,

Bütün yetimler ayağa kalksın, eski yetim şiir de!

Haydar Ergülen

“Kardeşlik” (Nar Dergisi, S. 11, Eylül/Ekim 1996), Kırk Şiir ve Bir'de (1997) basıldı.

Hulki Aktunç - Bir Şeyin Varoluşu

BİR ŞEYİN VAROLUŞU


Mustafa Irgat ile Burhan Uygur’a Mevlüd olsun içün
Karanlık söz ile beyaza dönmüş de varıp varmadığını
Acıklı yüzleriyle hep sormalı olanlar içün söyledim
Bunun burasında sözcükler yok olur, var olur bir şey

Boya ve laf, kendilerini bize doğru aşar gider:

Ölüme başladık mı Mustafa?

Öncelerimizden sakınmak gibi,ölüme
Başladık mı, öncelerimizden bölünmek gibi.

Ve Burhan efendi karanlık fanilasıyla
En ötelerin etle mayalanmış boyasında.

Ölüme başladık mı Mustafa?
Öncelerimizden bölünmek gibi.

Kendimizden birkaç baba sonra
Birkaç anne belki de.
Üç beş oğul birkaç sarı kız sonradır
Belki de karşılayabildiğimiz yaşam.
Çarşı çiçeğindeki toprak, toz ve ölüm.

Taklit hakkı anadilde midir?
Ölüme de başlamıştık Mustafa.

Nedense birlikte görmüştük ikinizi
En son. En son Asmalımescit’te.
Bir cemreye birkaç öğün kaldığı gün
Akşam  inmek bilmiyordu. Teta,
Sonsuz umut,ince gül inmiyordu.

Ayışığı karanfil, ay kuyumcusu.
Omuzsuz Burhan diyor ki:
Moustapha, şiir, bir rengin
Parçalanıp unutulması olabilir.

Ustaları canevinden çırak çıkaran
Bir şeydir ve kimse saçıyla bilemez,
Diye ekliyordu Moustapha.

Kim bilir mahallemizin tek çıkmazını?
Tek ordadır ölüm ve bizden dökülür.

Komşu düşmanlar eğrilmiş resimler
Yüz binlerce gözün girer olduğu
Üç kapılı kapılar, pencere kepenkleri.
Tahta,
Bir sesi içe içe bitiriyor ki
Ömrüne biraz Burhan biçiliyordu.

Ece ile bir şiire başlayan adsız kalabilir.
Mustafa, bilinmez de bir ad ile boğuşan.

Mustefa, dedi bu kez: garip mürüvvet,
Bacaklar ve boşluk ve loş gışa! Demin
Ne de erken, şimdi ne geç bir loş gışa!

Buhran mı? Geç canım Burhan, büyütece
Ne gerek? Yazı iridir. Çek gözünü dünyadan
Resim iridir. Diri ve loştur çünkü gışa.

Boşluk da dolduğumuz yerden kalan,
Ölmeye girmemizden kalan,
Bir ve pir olduğumuz bi yerden kalan.

Dilin bir yerlere saklanışı,amin!
Betim ve istekten kopuyordur,amin.

Cihat Beyin ölmediği söyleniyor bugünlerde.
Bir sözcüğe gizlendiğini anlatıyor ve amma
O sözcüğü ararsan –ki bir fiil olmalı- bükünsüz
Bir eylemin bin bir biçimine bürünüp,amin,

Zeminlerden tavanlardan yırtılarak, güneşi de
Koltuğu da yanıltarak, kiremitleri ve bankaları
Ve köpeksi göğü ve kedi ayaklı bir fırçayı bile
Aldatarak, amin, Cihat Beyin ölmediğini
Söylüyorlar Mustafa.

“Ben işe gelemem, bi şeyler düşünürsem
Sana telefon ederim. Tamam mı?” Değil.


Ölmeyi bitirdin Mustafa.

Ludingirra 6'da ve Şiiratı Yaz Kitabı'nda basıldı.