Mustafa Irgat'ın şiiri uzun zamandır yayınevi azmanı bir kurumun esaretindeydi. Müteaddit tekrar baskı talepleri boş döndü. Çeşitli yayınevlerinin girişimleri de bugüne dek sonuç vermemişti.
Ahmet Güntan'ın ve 160. Kilometre ailesinin çabalarıyla hasret sona erdi, imzalar atıldı. Eylül'de Ait'siz Kimlik Kitabı raflarda! Mustafa'nın Türkçe şiirin en gerez kitaplarıyla yanyana yer alacak!
Mustafa Irgat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mustafa Irgat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Temmuz 2018 Salı
10 Mart 2015 Salı
1 Mart 2015 Pazar
'Yak yavrum yak!' (1969)
Yeni açılan dijital Sinematek arşivinden bulunan Mustafa Irgat yazılarından. Duhuldeki Deney'in açılış metni.
- Irgat, Mustafa. Filmler: Yak yavrum yak! Kaçaklar / The Chase. Yeni Sinema (26) 1969, sf. 37-39.
Labels:
arthur penn,
jane fonda,
marion brando,
Mustafa Irgat,
sinematek,
the chase
'Sinemaya Doğru' (1968)
Yeni açılan dijital Sinematek arşivinden bulunan Mustafa Irgat yazılarından. Duhuldeki Deney'de yok.
Irgat, Mustafa. Sinemaya doğru. Genç Sinema (2) 1968, sf. 4-5.
Irgat, Mustafa. Sinemaya doğru. Genç Sinema (2) 1968, sf. 4-5.
Mustafa Irgat
SİNEMAYA DOĞRU
Görüntüler,
-geçmişten geleceğe, gelecekten geçmişe- geçmişin sessizliğini yıkacak olan
çığlığın kıyısında, yaratmanın iki kez yaratma olduğu geleceğin kıyısında.
Sinemada
çıkışı bulmak için durmadan dönenen güçler var; kırılmalarda, ıssızda,
yoksulluklarda dönenen güçler.
Bundan
böyle tüm ikilemleri saptamak gerek. Ak alın, devrimin kültürünü tanımladıktan
sonra bu yıkıntılar görünümü karşısında yenileşmemiş olandır.
...
patlayışı öneren, ben'leri, sen'leri, o'ları insanca algılayan "işçileriz
biz" diyebilmek; acıyı sevince, kini sevgiye dönüştüren "işçileriz
biz" diyebilmek...
Özlem
yitip giden anın en doğru
işlemesini özlemek; anın duyulmasını ve görülmesini özlemek. Özlemek.
Bir gün gelecek.
Yanlışları
doğrularla dengelemek, tutarsızlığın maskelerini koparıp dipsiz kuyulara
indirmek: yüce patlayışı pekiştirmek.
Kavganın
ağıtını yazar çağdaş sinemacı,
Kavganın
ağıtını yazar. yazmak için yazar. Kurduğu düşle yoğurur onu.
Göstermek
için gösterir: kaygı ortadan kalkar.
***
Sürgün-çaresizlikler
bir gün yerlerini sürgün-direnişlere bırakırlar.
O
gün
her
"çekim" sorumluluğun
görüntüleşmesidir; görüntüleşip sorumluluğu büyütmesidir belki de.
Silah
kuşanmak binlerce umutlanmaktır; susmak ve değişmek silah kuşanmanın umudu.
Durum "oyuna" yer vermez. Sinemacıyla başlayan ne varsa sinemacıyla
biter.
Öze doğru
bir tutkunluk, dirilişe yön verme yani gizemli çılgınlık: Ben'lerin, sen'lerin,
o'ların varlığı yani sinemanın varlığı.
Büyülü
Bakış yaşamla kurulmuş silinmez görüntülere doyar, hiç kimsenin imlemediği,
inanmışlığın en beklemiş görüntülerine doyar.
Kişi
uykudan uyanır: acı çeker. Soyluluk bir uzun gündüzü soluklar: bitimsiz kaynak,
coşkun süreç tarih uyanır. Sinema görevine başlar.
(SİNEMA
GÖREVİNE BAŞLAR)
Şimdilerde
durmaksızın şekillenen bir
zorunluluğuz, sayısızcasına git-gel'lerden örülü bir düşünceyiz. Gerçeğin iç
oyuncularıyız, bir ölümsüz birlik, bir şarkı, bir bildiriyiz.
'Görüntü Hazinemiz: Ya Sev ya Öldür' (1968)
Yeni açılan dijital Sinematek arşivinden bulunan üç Mustafa Irgat yazısından ilki baş rölünde Fatma Girik'in oynadığı 'Ya Sev Ya Öldür' (1967) filmi. Duhuldeki Deney'de yok.
Genç Sinema (1968) Sayı 3'den, sf. 13-15.
Genç Sinema (1968) Sayı 3'den, sf. 13-15.
Labels:
duygu sağıroğlu,
fatma girik,
genç sinema,
Mustafa Irgat,
sinematek
28 Şubat 2015 Cumartesi
Mustafa'nın notlarından
Mustafa'nın evrak-ı metrukesini Ahmet Güntan elden geçirip yayına hazırlıyor malumunuz, Sonu Zor'un devamı da notları - taslakları şeklinde olacak. Ahmet Güntan'ın instagram hesabından:
"(çok önemli) 'insanoğlunun garip bir hasleti vardır. açlığa razı olur, fakat şahsiyetinin ve talihinin yarıda kalmasına razı olmaz. yetişebileceğini bilen bir sanatkar, yetişmezse ızdırap çeker, kendisini ve etrafını zehirler, sanat heyecanı tersine çevrilmeyegörsün.' (a. h. tanpınar)"
"(çok önemli) 'insanoğlunun garip bir hasleti vardır. açlığa razı olur, fakat şahsiyetinin ve talihinin yarıda kalmasına razı olmaz. yetişebileceğini bilen bir sanatkar, yetişmezse ızdırap çeker, kendisini ve etrafını zehirler, sanat heyecanı tersine çevrilmeyegörsün.' (a. h. tanpınar)"
20 Şubat 2015 Cuma
Sula Bozis'ten Sinematek üzerine
Paris’ten Pera’ya Sinema ve Rum Sinemacılar (YKY 2014) kitabının yazarlarında Sula Bozis'in 1001Documentary'deki söyleşisinden Sinematek'in doğuşu üzerine
- 17. Uluslar arası 1001 Belgesel Film Festivali kapsamında gerçekleştireceğiniz “İstanbul’un Rum Sinemacıları” atölyesini eşiniz Yorgo Bozis’e ithaf ediyorsunuz, onun da kurucularından olduğu “Sinematek ve Genç Sinema Hareketi” sürecini anlatır mısınız?
1965 sonbaharında İstanbul’da Sinematek’in, kurulması ile eşim Yorgo Bozis ile birlikte üye olduk ve dünya sinemasından sergilediği tüm örnekleri izlemeye başladık. Sinematek üyesi, 30-40 sinema tutkunu genç aralarında Jak Salom, Üştün Barışta, Yorgo Bozis, Mutlu Parkan, Veysel Atayman, Engin Ayça, Mustafa Irgat, Tanju Akerson, Yakup Barokas, Ahmet Soner, Altan Yalçın, Osman Ertuğ, Ümit Asçı, Artun Yeres “Sinema Platformu” hareketini oluşturdular, süreç içinde Erden Kıral, Koray Arca ve diğer genç sinemacıların katılımı ile çalışma grubu genişledi. Amaçları toplumsal bir sinema yaratmaktı. 50’ye yakın politik belgesel yaptılar. Genç Sinema (1968-1971) ve Çağdaş Sinema (1974-1975) dergilerini çıkardılar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













